Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

DEDİKODU

DEDİKODU

Dedikodu, dünyadaki en ilkel kabilelerden tutun gen kozmopolit toplumlara kadar en az 3 kişinin bulunduğu her yerde karşımıza çıkan bir durum. Öyle bir şey ki; inançlar, siyasi görüşler, mizah anlayışları ve hatta yeme içme alışkanlıklarından bile daha yaygın bir olgu.

Yanımızda bulunmayanın ardından, duyduğu zaman üzüleceği sözleri konuşmak, onun hoşuna gitmeyenleri anlatmak veya hiç olmamış, yaşanmamış veya konuşulmamış konuları tam tersi olmuş gibi aktarmak dedikodudur, iftira atmaktır.

Dedikodu yüzünden canların yandığını nice yuvaların yıkıldığını göz önüne alırsak veya yaşadığınız semtte, sitede,çalıştığınız işyerinde ortaya çıkan bir dedikodunun oluşturabileceği hasarları düşünürsek ciddi bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkar.

İnsanız bazen rahatlamak, bazen de derdimizi paylaşmak adına farkında olmadan konuşmamız gerekenleri hepimiz söylüyoruz. Fark ettiğimiz anda bundan vazgeçerek, dilimize sahip çıkmamız en doğrusudur.

Kimse ben dedikodu yapmıyorum demesin, çünkü bir şekilde ve mutlaka yapılıyor. Patronu, müdürü, arkadaşları, gerektiğinde kardeşlerimizi... Ama biliyor musunuz ABD’de yapılan bir araştırma sonucu dedikodu yapanların stresten uzak yaşadıklarını, dedikodu yaparak stresi yendikleri ortaya çıkarılmıştır.

Aslına bakarsanız dedikodu, bazen gerçeklere dayanan, bazen ise gerçeklerle alakası olmayan bir bilgi alışverişidir diyebiliriz. Gerçekte dedikodu yapmak tek bir cinse özgü bir durum değildir. Duygusal durum, kişilik özellikleri, toplumsal değerler, stres, iş ve özel ailevi konumlar, dedikodu yapmanın nedenlerini oluşturur.

CORMEİLLE "Dedikodu basit ruhlu insanların eğlencesidir" der. Okumayan, düşünmeyen, yazmayan insanlar konuşacak malzeme olarak gündelik insan ilişkilerini gündeme taşırlar.

Hyman RİCKOVER "Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler kişileri konuşur" demektedir. Fikirleri konuşabilmek verilen bilgiye, bilgiden fikre giden yolda okumayı ve düşünmeyi gerektirir. Günlük insan ilişkilerini konuşmak ise hiçbir çaba ve yetenek gerektirmeyen basit bir davranış şeklidir.

ÇEHOV "Başkalarının günahlarıyla kimse aziz olmaz" der.

Dedikoduda insan başkalarını kötüleyerek kendini temiz, dürüst ve yüce görme duygusunu tatmin eder. Başkaları hata yapar ama ben yapmam demenin dolaylı yoludur.

Dedikodu; kıskançlık ve haset duygularımızın açığa çıkarılmasına ve konuşarak rahatlamaya yardımcı olur.

Dedikoducular; başkalarının güzelliğinden, kariyerinden, zenginliğinden, başarısından rahatsız olurlar. Başkalarının üzüntülerine katılmak kolaydır. Ama başkalarının sevincine hasetsiz, kıskanmadan katılmak olgun bir ruh asaletine sahip olmakla mümkündür. Dedikoducu, ruh asaletinden yoksun kişidir.

Dedikodu güven ortamını bozar. Dostluk ilişkilerini zedeler. Sağlıklı iletişimi ortadan kaldırır.Dedikodunun beslenmemesi, büyümemesi için dedikoducuların dedikodusunu paylaşmamak gerekir.

Dedikodu gündemden düşüp zaman zaman tekrar geri gelebilir. Üzerine yeni eklemeler olabilir. Bunun için dedikodunun hiç yapılmaması önemlidir.

Dedikodu "benden duyma ama" ya da "aramızda kalsın" diye başlar. Kulaktan kulağa virüs gibi yayılır. Yaptığınız tüm olumsuzlukların arkanızdan geleceğinden emin olun. Bu dünyada olmazsa, öbür dünyada... Kendi kuyunuza kendiniz düşmeyin. Unutmayın bu günlerin yarını da var. Arkanızdan gidince üzüntü duyulacak, boşluğu doldurulmayacak biri olun. Her çalıştığınız ortamda olumlu iz bırakın.

Dedikoduyu, iftira atmayı, olumsuz davranışları alışkanlık haline getiren YALANCI, İKİYÜZLÜ, SAMİMİYETSİZ insanlar ne yaparlarsa yapsınlar. Siz, siz olun bu tür insanlardan da uzak durun.

Dedikodusuz, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum